Yorucu bir günün kırıntıları üzerine sinmişti artık sorumluluk alma isteği kalmamıştı. Sadece yürümek ufka doğru sonsuzluğa doğru yürümek istiyordu ama bunu yapamayacağını biliyordu. Aklını bin bir düşünce tırmalıyordu. Ailesi neredeydi kardeşleri şimdi nasıldı önüne ne zorluklar çıkacaktı birden kahvaltı yapıp karnındaki bu iğrenç sesi susturma fikri diğer düşüncelerini bastırdı ve yola koyuldu.
Önünde güzel bir buğday tarlası duruyordu sessizce etrafını süzerek buğdaya yaklaştı ve karnını doyurmaya koyuldu. Kulaklarından bir rüzgar geçmişti sanki ona bir şeyler söylemek istiyor gibiydi yemek yemeyi bırakmak istemedi ama doğanın yanında olduğunu hissetti. Karnı doymuştu şimdi su içebileceği güzel bir nehir bulursa keyfine diyecek yoktu kendi şansına güveniyor ve önüne güzel bir nehir çıkacağını hissediyordu öyle de oldu iki ovayı birbirinden ayıran eşsiz bir güzellikte ak bir nehir gördü ve çocuk gibi o nehre koşmaya başladı bunu içgüdüsel olarak yapmıştı. Bir anda çocukluk anıları gözünde canlanır olmuş ve kendini aniden durdurdu boynu büküp gözü doldu suya karşı duyduğu zevk bir anda sönmüştü geriye döndü rüzgarın etkisiyle sallanan buğdaylara onların sesine kulak verdi ailesini kardeşlerini istiyordu su istemiyordu yemek istemiyordu sadece kardeşleriyle ailesi ile beraber olmak istiyordu.
Öylece kalakaldı ve 4 bacağını da çökertip bıraktı kendini ovaya. Önünde nehir ile bir süre bakıştı gülümsedi suyun pürüzsüz bir gelecek vadettiğini hissetti ve suya tekrar yürümeye koyuldu artık geçmişe takılıp kendini yormak istemiyordu eğer bunu yapmazsa hayatta kalamayacağını da biliyordu büyümesi gerektiğini anladı ve su içmeye koyuldu ve arkadan bir ses duyuldu.
İçgüdüsel olarak hemen su içmeyi bırakıp başını oraya çevirdi birinin onu izlediğini tehlikede olduğunu kendini inandırmaya başlamıştı yavaşça geriye doğru yürümeye başladı ortada garip bir sessizlik vardı bunun iyi olmadığını düşündü ama tekrar yerine geçip su içmeye devam etti. Artık, su içip buralardan uzaklaşmak istiyordu yeni bir hayata atılmak için. İşini bitirip yola koyulmaya doğru gidiyordu ki tekrardan bir ses duydu yolun sonuna geldiğini hissine kapılıp gözünün önüne ailesini getirmeye çalıştı bir anda cesaret yüklenmişti hemen başını döndü ve onu görebilmişti artık, şimdi bakışıyorlardı sadece o ve kendisi.
Ne olacağını bilmiyordu ama anlayamadığı biçimden gözünü ondan alamıyordu. Aslında oradan hızlıca uzaklaşması yoluna koyulması gerekiyordu. Bacakları hareket etmeye başladı ama gitmesi gereken yöne değil tam tersi yöne doğru ona doğru hareket ediyordu. Bir kuvvet onu sanki oraya ittiriyordu o ise hiçbir şey yapmıyor yapmak istemiyordu Aralarında beş metreden kısa bir mesafe vardı. Şimdi o da ona doğru hareket etmeye başlamıştı, mesafe algısı kaybolup gidince koklaşmaya başladılar ilk tanışanların bunu yapması gerekiyor gibisinden. Birbirlerini uzun zamandır tanıyor gibiydiler oysa dostumuz sadece beş yaşındaydı önünde uzun bir ömür vardı veya olması gerekiyordu bunu kimse bilemezdi belki bilmek istemezdi. Ne yapacaklarını ikisi de bilmiyordu dostumuz yoluna devam edip yeni bir hayat kurma yolunda adımlar atacaktı karşı taraftan bir adım da gelmiyordu oyunun kuralını belirleyecek olanın kendi olduğunu anladı, yanında gelmesine izin mi verecekti yoksa orada kaderin onları birleştirdiği gibi aynı anda ayıracak mıydı?
Yanında gelmesini kabul etti ailesinin bıraktığı boşluğu dolduracağını düşünüyordu belki de tehlikeli bir karar aldığının farkında değildi -belki de bunu diyerek sizi o istediğiniz sonuca götürmeye çalışıyorumdur- Dostumuz aklına koyduğu gibi yeni ona her şeyin altın tepsiyle sunulacağı sandığı hayata emin hevesli adımlarla yola koyuldular. Sessizlik, o kasvetli ortamı daha da kasvetli hiç çekilmez kılıyordu bu görevi kendi edinmişçesine ortama güzel bir hava katmak için bir anda arkadaşının etrafında dönmeye başladı arkadaşı ilk başta anlamadı ne oluyordu ona saldıracak mıydı hemen durdu ve korunma pozisyonuna geçti. Dostumuz onu oyuna davet edercesine dürtüp duruyordu nereden gelmişti bu istek bir anda sanki alabora olmak üzere olan bir geminin son çırpınışları gibiydi daha önemli işleri vardı gece kalacak güvenli bir yer bulmalıydılar ama şimdiyse o oyun oynamak istiyordu sadece oyun.
Şimdi ise ikisi de birbirini kovalıyordu dünya durmuşçasına bugün son günleriymiş ve bugünlerini mutlu şekilde geçirmek istiyorlarmış ama mutluluğun sonu acı bir sonla biteceğini dostumuz hissetmiş gibi bir anda durdu. O ise hala dostumuzu dürtüyordu oyunun bitmesini istemiyordu. Dostumuz hayatının bu kadar kısa süre içerisinde belirsizleşip değişmesini anlamıyordu iki gün önce ailesiyleydi ve sonsuza kadar öyle olacaktı. Oysa şu an yapayalnız ve yanında bilmediği biri var ve sonsuzluğa doğru bir yol alıyor cidden yol alıyor muydu bir yere varacağına inanıyor muydu yoksa sadece kendisini mi kandırıyordu yolun sonuna geldiğini anlamış mıydı? Yetişkin olmuştu artık bu yükü kaldırabilirdi niye yapamıyordu ne eksikti ah keşke şu anda annesi yanında olsa da cevap verseydi o ince ve her konuştuğunda onu rahatlatan her şeyi bildiğini düşünen her zor durumda olduğunda yanında olacağına inancını hiçbir zaman kaybetmeyen dostumuz şu anda onsuzdu. Artık yol almak istemiyordu olduğu yere yıkıldı ve sabaha kadar böyle kalmak istiyordu. Arkadaşı ise onu dürtüp hadi kalk pes etme dercesine ayaklarını dürtüp kaldırmaya çalışıyordu ama pes etmişti dostumuz ölmüş gibiydi hayat galip gelmişti sadece öyle duruyordu ve sadece duruyordu. O ise onu orda bırakıp yoluna devam etti hayatı sadece alt edebileceği inancıyla.
No responses yet